En iyi huylu kedisi idi dünyanın....

9 Ekim 2010 Cumartesi

Sera'mızın İçinden ....






Sabah 8.15 de geldim yerime.
Önce doooooğru Bülbül'ümün yaptığı yaramazlıkları temizledim tabii.Artık bu çocuk büyüse de inşallah neyin nereye yapılacağını bir öğrense..
Sonra ona yemek verdim.Oradan da seramıza girdim.
-Bu Pipo Çiçeği yani Haemanthus.
Çiçek açma mevsimi tam şimdi bu zamanlar.2 ay kadar çiçeği üzerinde durur.Sonra tohum bağlar.Fazla bilinen bir bitki değildir.Bizde de bir kaç tane var sadece.
-Bunlar da Rhypsalis'ler.Türkçe ismi yok.
Bu da ithal bitki.2 sene önce IKEA'dan almıştım tek 1 saksı.
Çelikten çok kolay çoğaldılar.
-Bu da Tarhun.Yani Estragon.
Ben tohumdan ekecektim,bir arkadaşa bahsetmiştim,tohumunu alıp ekmek istiyorum diye.
O da 2 gün sonra Fransa'ya gidiyormuş ve orada bahçe marketlerinde dolaşırken böyle saksıda hazır büyümüş bitkisini görünce alıp ta oradan getirdi sağolsun.Çelikten de oluyor.Biz ondan bir dolu çelik yaptık önce ,hepsi de tutmuş maşallah.Sonra da toprağını değiştirdik.Bu bitkileri hep Torf'a dikiyorlar hafif diye.Hollanda veya İtalya'dan geliyorlar,gelirken TIR'larda fazla ağırlık olmasın ve de suyunu çabuk kaybetmesin diye.Torf besleyici özelliği olmayan bir toprak çeşidi.Toprağı değiştirilmeyen bitkiler de kısa bir süre sonra ya ölüyor ya da tanınmayacak şekillere giriyorlar.
Tarhun mutfakta kullanılan bir bitki.Et ve Tavuk yemeklerine çok yakışıyor.
Kurusu da satılıyor Ayfer Kaur Baharattan aldım geçen sene.
Şimdi artık tazesi geldi...:)
-Bu da Lime (Laym diye okuyorlar ya o işte)
Bir cins Limon yani.Fakat Aroması farklı,hoş bir tadı da var.Meyveleri Limon'dan biraz daha küçük.
Bu da bir arkadaşımız tarafından geçen sene son nefesini verirken bize getirilmişti.
Kurtulacağını sanmıyordum.Yaprakları sapsarı ve yapış yapış idi.Pamuklu Bit sarmış.
Berbat bir toprağa da dikilmiş garip.Epey uğraştık.3 defa ilaçladık.
Bakım yaptık bu sene toparladı,çiçeklerini açtı ve de 20 tane de meyvesi var üzerinde.Sahibi gelip gidip bakıyor fakat almaya çekiniyor yine bozarsam diye.
Kışa kadar bizde durmasına karar verdik.Bir kaç çelik yapın dedi.Kasım ayında çelik alıp kendisini sahibine teslim edeceğiz.

Bizden haberler böyle.

Hepimize mutlu ve sağlıklı bir haftasonu geçirmemizi diliyorum.

8 Ekim 2010 Cuma

Doğal Mumlar ve Başka Şeyler....






Dün Öğle saatlerinde 4 tane Mum dökmüştüm toprak saksılara.Sabah erken gelen bir ziyaretçiye bir tanesini hediye ettim.Sonra da kalan 3 taneyi resimledim .Eşe dosta hediye olarak verilecek bunlar da zaten.Muma Mersin kokusunu çok yakıştırdım,o sebepten bunlar da Mersin kokuyorlar.

-Bülbül'ün marifetlerini temizledikten sonra girdim seraya.Baktım arkadaşlarımdan biri Bellis'leri şaşırtıyor.
Bellis Perennis Tasso bunlar.Çok güzel bir kış mevsimliğidir.Türkçe adı Ponpon Papatya.Hele Pembesini ben çok severim.Önceki resim şaşırtılmış kasa,sonraki ana kasa.
Bu mevsimlik çiçekler kaç kere elden geçerler işte böyle..
Önce o ana kasaya ekildiydi tohumlar.
Yaklaşık 1 ay sonra işte bu şaşırtma oluyor.
1 ay sonra da poşetlenecekler.Yani küçük fide torbalarına geçip müşterinin beğenisine sunulacaklar...:)
-Son resimde de Küstüm ve de bağladığı tohumlarını görüyorsunuz.
Küstüm mevsimlik bir bitki.Kasım gibi kuruyup ölecekler.Ölmeden evvel de tohum yapıyorlar işte böyle.Seneye de onların çocuklarını yetiştirebilelim diye...:)

Havalar soğudu ne güzel..
Soğuklardan şikayet etmeyeceğimi söylediydim.
Bugün biz seramızdaki 2 sobayı kurduk ve biri şu an yanıyor bile..
Serada kalorifer de var ama bu sobalar işte böyle Sonbahar ve İlkbaharda çok işe yarıyor.Arkadaşlar üşümüyor ve de Çay yapıyorlar,öğle yemeği soğumuş geldiğinde onu ısıtıyorlar.

Güzel bir kış olsun inşallah;gerek sağlık açısından gerek iş açısından herkese...

5 Ekim 2010 Salı

Trabzon Hurma'larım kurusun da büyüsün niiinniiii...




Sabah Samandıra'ya geldiğimde masamın üzerinde plastik bir kasa içinde Trabzon Hurma'ları buldum.Kimin gönderdiğini biliyorum.Bir tanıdığımın bahçesinden bunlar.
Geçen sene Meyvelitepe sayesinde tanışmıştım kurutulmuş Trabzon Hurma'ları ile.
Çok lezzetli idiler.Bakalım benim yapmaya çalıştığım da öyle güzel olacak mı?
Hurmalar kesinlikle market veya manavda satılanlardan olmayacak bir kere.
Onlar Karpit ile olgunlaştırılıyormuş.Dalından toplanacak ve de yumuşamadan önce toplanmalı imiş.
Kabukları soyulacak güzelce.
Saplarına ip bağlıyoruz.
Bir tencerede fokur fokur kaynayan suya ipinden tutup batırıyoruz ve yavaş yavaş 10 a kadar sayıp sonra kaynar sudan çıkarıyoruz.
Balkondaki ipe bağlıyoruz.Kurumalarını bekliyoruz.
Bakalım sonuç nasıl olacak.
Bir kere tadına baksanız kesinlikle çok seversiniz.

Gelişmelerden haber veririm.
İyi geceleer.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Fujer Türleri,vs...






Sabah gelince benim Bülbül oğlum beni sevinçle bir karşıladı ki...
Dün yoktum diye özlemiş oğlum annesini demek..:)
Ben bu serseriden nasıl kurtulacam yaw...Hiç bilmiyorum valla....
Bugün konumuz Fujer'ler..Yani Aşk Merdiven'leri....
-Fakat onların yanına giderken bir de baktım ki ne göreyim!
Bu sene bizim minyatür Kumkuvat'ımız (Kamkat) coşmuş valla..Meyvesi çok bol yani...
Boyu ise 1 metre.Hadi yaşadın O.... dedim.

Artık link vermeyi öğrendim.Cumartesi günü Link Verme Kursu aldım da bir arkadaşımdan..Bundan sonra yerli yersiz link vermeler bende.....:)

Sonra gelelim Aşk Merdivenlerinin çeşitlerineeee...
-Bu ilk Aşk Merdiveni en çok görülen tür.
-Bu da Tül Fujer denen nispeten nadir bir türü.
-Bu ise benim en sevdiğim Venüs Saçı denen Adiantum Capillus Veneris..Harika bir Fujer olup pek fazla bilinmez..

Bugün çok güzel serin ve güneşli bir hava var.Harika.
Dün akşam da güzelce yağmurumuz yağmış,yani bugün dış mekan sulama işimiz de yok.Bizden mutlusu yok Allaha Şükürler olsun.

Sizlere de güzel ,mutlu bir gün diliyorum.
Hoşçakalın.

30 Eylül 2010 Perşembe

Bıttım Yağı,Bıttım Sabunu ve de birisi.....







Günaydın...
-Geçen hafta sonu bir tanıdığım bana gerçek Bıttım Yağı getirdi memleketinden.
Kızkardeşi yapmış.Bıttım ağacı(=Çitlembik)nın tohumlarını ezmiş ve yağını almış.
Epey zahmetli bir iştir bu ilkel usulle yapılınca.Fakat benim için de ilkel usul ile yapılmışı çoook değerli.Fabrikasyon usulünde aynen Zeytine yapıldığı gibi çok sıcak ortamda sıkılıyor ve canı çıkıyor yağın.Sıcakta yağdaki bütün iyi özellikler yok oluyor.
-Dün ve evvelki gün bu yağ ile 2 farklı Bıttım Sabunu yaptım.
Dahlia Çiçeği (=Yıldız) motifli silikon kalıptan çıkmış olan 4 yağlı Bıttım Sabunu.
Zeytinyağı+Palm Kernel Yağı+Hindistancevizi yağı+ Bıttım Yağı
-Sondan bir önceki resimde görülen ise (bunu plastik bir fındık ezmesi kutusuna döktüm..:) ) 2 yağlı Bıttım Sabunu.Zeytinyağı+Bıttım Yağı
Bu iki sabuna da koku ve renk verilmedi.Ama miiiis gibi bıttım kokuyorlar.
Soğuk sistem ile yaptım.Yani yağlar kaynatılmadı.Oda sıcaklığında yapıldılar.Sadece 4 yağlı sabunda Hindistancevizi yağı ile Palm Kernel Yağı oda sıcaklığında katı halde oldukları için bu iki yağ birazcık ısıtılıp sıvı hale getirildi o kadar..
Sabunların ikisi de çok güzel görünüyorlar gözüme..Kuzguna yavrusu Şahin misali..:)
-Temizlik kovasının yanındaki arkadaşı tanıyorsunuz zaten.Bu kova neredeyse saat başı kullanılıyor desem?Yere yaydığım gazetelere hiç önem vermiyor serseri...

Sağlıklı,güzel günler herkese..

25 Eylül 2010 Cumartesi

Oğlumun adı Bülbül oldu.





Acaba diyorum bu çocuk bana barınakta numara mı yaptı? Kendini oradan aldırsın diye ..:)

Sanki o, 2 gün önce orada ,ayağa kalkamayan,kaldırınca hemen 4 ayağını da açıp yere kakaların üzerine serilen,ölmek üzere gibi duran çocuk başkasıymış gibi yaw anlayamadım ben bu serseriyi..
Maşşallah oğlum Bülbül iyileşiyor ..
Bütün gün peşimde fıldır fıldır bir oraya bir buraya..Ben oturunca da hemen ayağımın dibindeki yastığa yatıyor ama teyakkuz halinde bir yatış..Ben kalkar kalkmaz hemen fırlıyor canım yaw..
Bakalım sonumuz ne olacak...

24 Eylül 2010 Cuma

Samandıra'ya Geldik...






Merhaba,
Dün akşam tahmin ettiğim gibi o amca (!)gelince yavruma hiiiç sevinmedi.
Tersine çok sinir yaptı evde...:) Neyse sonra yarın sabah gidecek dedim de ferahladı..:)
Yavrum hiç ses yapmadı gece.Havlamadı bile.
Dün eve geldikten sonra kliniği arayıp vet. ile konuştum.Arka bacaklarındaki kuvvetsizliği söyleyince Kalsiyum verin dedi.Ben de ,oğluma kemik ameliyatından sonra verilen, Osteocare tabletlerden birini ezdim ve biraz yemine kattım.O da yedi.Ayağa kalkmakta çok zorlanan hayvan sabah erken yanına gittiğimde beni görünce resmen yerinden çarçabuk kalkmasın mı? Hep ben kaldırıyordum.Çok sevindim.Galiba kolayca atlatacak inşallah.
Sabah da hazırlandık.Yanımıza bol gazete ,yatak ve yastık alıp geldik yavrumla.
Getirdim ofis olarak kullandığım minik odama yerleştirdim.
Baktım yanımdan ayrılmak istemiyor,ben de yastığını masamın altına ayaklarımın dibine koydum.
Şimdi uyuyor.Biraz daha iyileşsin de sıcak bir günde onu leğene koyup güzelce yıkarım.Yavrum çok kirli.Barınakta ayağa kalkamadığı için kakası ve çişi hep karnına değmiş...:(

Bizden haberler böyleyken böyle...
Hoşçakalın..