En iyi huylu kedisi idi dünyanın....

16 Ekim 2010 Cumartesi

Bıttım,Kahve ve Biberiye Sabunları.....







Bu hafta sabun yapımı açısından epey verimli çalıştım bence...:)
5 farklı sabun yaptım.
Her gün 1 çeşit yaptığıma göre 5 gün çalışmışım demek ki..
-İlk resimdekiler yine Bıttım fakat 5 yağlı Bıttım bunlar.Rengi de krem rengi oldu.
Güzel oldular.4 hafta kuruyup olgunlaşmaları gerekiyor.
-İkinci resim bu sabah yaptığım Biberiye Sabununun bulaşığı.Bu tencere,tahta kaşık ve plastik spatula hemen yıkanmaz.Yakıcıdır hala.Ama yarın yıkarsanız hem çok güzel köpürür,hem de ellerimizi de hiç yakmaz.Bu sebepten hep bulaşık tencereyi ertesi gün yıkarım ben.Mesela bu sabah gelince dün yaptığım Kahveli Sabunun bulaşığını yıkadım önce.Sonra da Biberiye'liyi yaptım.Yarın yokum,demek ki Pazartesi günü sabah gelince de önce bu nun bulaşığı kaldırılacak sonra da Meyan Kökü Sabunu yapılacak.
Bu hafta başında bir bloknota yapılacakları yazdım.Aciliyet sırasına göre.Bu şekilde çok programlı oldu.Stoklara bakıyorum ve hangisi azaldıysa ona öncelik veriyorum..
-Üçüncü resimde dün yapılan Kahveli Sabunlarımı görüyorsunuz.Güzel bir mutfak sabunudur.Mutfak lavabosunda bulundurulmasının sebebi ellerdeki soğan,sarımsak ,balık,karides vs gibi kokuları yok etmesidir.İçinde bildiğimiz ince çekilmiş Türk Kahvemiz var.
-Dördüncü resimdeki ise bu sabah yapılan Biberiye'li Sabun'un minik silikon kek kalıplarına dökülmüş hali.
-Son resimde ise aynı Biberiye'li Sabun normal sabun kalıplarında görülüyor.Bu resmi sabunu döktükten 2 saat sonra çektim.Sabun önce şeffaf Jel halini alır ,sonra da opaklaşır.Bunu göstermek için minik kek kalıplarını kullandım .O kalıplar küçük olduğundan Jel hali geçmiş ve opaklaşmışlar gördüğümüz gibi...
Yarın kalıplardan çıkmaya hazır olacaklar fakat ben Pazar günleri gelmediğim için onları Pazartesi günü çıkaracağım...
Bu bekleme süreci çok heyecanlı oluyor.Veya benim için böyle diyeyim.
Eskiden,sabun yapmaya yeni başladığım dönemde bu Atölyem yokken yani,evimizin mutfağında yapıyordum.Gece bile yatağımdan kalkıp gidip bakıyordum nasıl gidişat diye..Bu da bir hastalık herhalde.Tıp dilinde bu hastalığın bir adı vardır fakat ben bilmiyorum...:) Tek bildiğim insanın bir hobisi olmasının çok güzel bir şey olduğu.
Bu sayede en sıkıntılı ve kötü günleri bile insan daha kolay atlatır derim ben..

Hoşçakalın.

Ek: Resimlerin ters olduğunu farkettim ama zamanım yok.
Yani 1 var ya 5 olacaktı...
Pardon ....

13 Ekim 2010 Çarşamba

Hurmalarda Son Durum...






Eve bir geldim ki ne göreyim?
2 tane hurma yerde duruyor,sapları ise ipte asılı...
Karga olabilir.Allah vere de yarın da devam etmese...
Gördüğümüz gibi kurumaya yaklaştılar sanki...
İyi akşamlar...

Ağaç Küpesi ,Yavru Ceviz vs...







Bugün epey kapalı bir hava var burada.Ara ara da çisil çisil yağıyor.
Cumartesi günü biz allahtan 3 Seramızın üzerine örtülerini kapamıştık.İlkbaharda açıp bu zamanlar kapatıyoruz örtülerini.Bu 3 Serada dolaştım az önce.Bazı resimler de çektim.
-İlk resimde Cycas Palmiyelerimizden birini görmektesiniz.Samandıra'da bu Palmiye türü kışın ancak sera içinde durabiliyor.
-İkinci resimdeki arkadaş 2 seranın arasında kendinden çıkmış bir Ceviz fidancığı...
Bu sanıyorum az ilerdeki büyük Ceviz ağacımızdan kopup gelen bir cevizden türemiştir.
-Üçüncü resimde Ters Dut ağacımız görülüyor.Daha yaprakları dökülmedi.Bir balerin gibi duruyor orada sanki...:)Değil mi?
-Dördüncü ve beşinci resimdeki de Abutilon (=Ağaç Küpesi)
Bu bitki de kışın Samandıra'nın soğuğuna dayanamayangillerden.Üstü örtülü serada durabiliyor.Yani:Kalorifer de isterim demiyor allahtan..Kışın yaprakları dökülüyor.Bu mevsim en gösterişli zamanı onun için resmini koydum buraya.

Dün sabahtan beri Bülbül'ümün yine karnı şiş.
Birazdan Vet. ağbi gelip bakacak bakalım ne var diye.Onun dışında neşesi yerinde ama neden böyle şiş bu çocuğun karnı bilmiyorum.

Hoşçakalın hepiniz..

9 Ekim 2010 Cumartesi

Trabzon Hurmaları Son Durum....





Eve gelince hemen mutfak balkonuna koşuyorum.Hurmaların durumuna bakmaya tabii.
Maşallahları var.Kuruyacaklar galiba sonunda eğer bir aksilik olmazsa.
Balkondaki küçük masamızın üstünde de turşularımız var.Bu sene ilk defa turşu yaptım ben uzun yıllardan sonra 2 küçük kavanoz.
Çocuklar küçükken de yapardım.Sonra epey bir ara vermişim.
Bu sene Samandıra'da çok biber oldu.Bir kısmını da turşu yapayım dedim.Nasıl yapıldığını bile unutmuşum.İnternetten bir tarif bulup yaptım ben de.

İyi akşamlar....

Sera'mızın İçinden ....






Sabah 8.15 de geldim yerime.
Önce doooooğru Bülbül'ümün yaptığı yaramazlıkları temizledim tabii.Artık bu çocuk büyüse de inşallah neyin nereye yapılacağını bir öğrense..
Sonra ona yemek verdim.Oradan da seramıza girdim.
-Bu Pipo Çiçeği yani Haemanthus.
Çiçek açma mevsimi tam şimdi bu zamanlar.2 ay kadar çiçeği üzerinde durur.Sonra tohum bağlar.Fazla bilinen bir bitki değildir.Bizde de bir kaç tane var sadece.
-Bunlar da Rhypsalis'ler.Türkçe ismi yok.
Bu da ithal bitki.2 sene önce IKEA'dan almıştım tek 1 saksı.
Çelikten çok kolay çoğaldılar.
-Bu da Tarhun.Yani Estragon.
Ben tohumdan ekecektim,bir arkadaşa bahsetmiştim,tohumunu alıp ekmek istiyorum diye.
O da 2 gün sonra Fransa'ya gidiyormuş ve orada bahçe marketlerinde dolaşırken böyle saksıda hazır büyümüş bitkisini görünce alıp ta oradan getirdi sağolsun.Çelikten de oluyor.Biz ondan bir dolu çelik yaptık önce ,hepsi de tutmuş maşallah.Sonra da toprağını değiştirdik.Bu bitkileri hep Torf'a dikiyorlar hafif diye.Hollanda veya İtalya'dan geliyorlar,gelirken TIR'larda fazla ağırlık olmasın ve de suyunu çabuk kaybetmesin diye.Torf besleyici özelliği olmayan bir toprak çeşidi.Toprağı değiştirilmeyen bitkiler de kısa bir süre sonra ya ölüyor ya da tanınmayacak şekillere giriyorlar.
Tarhun mutfakta kullanılan bir bitki.Et ve Tavuk yemeklerine çok yakışıyor.
Kurusu da satılıyor Ayfer Kaur Baharattan aldım geçen sene.
Şimdi artık tazesi geldi...:)
-Bu da Lime (Laym diye okuyorlar ya o işte)
Bir cins Limon yani.Fakat Aroması farklı,hoş bir tadı da var.Meyveleri Limon'dan biraz daha küçük.
Bu da bir arkadaşımız tarafından geçen sene son nefesini verirken bize getirilmişti.
Kurtulacağını sanmıyordum.Yaprakları sapsarı ve yapış yapış idi.Pamuklu Bit sarmış.
Berbat bir toprağa da dikilmiş garip.Epey uğraştık.3 defa ilaçladık.
Bakım yaptık bu sene toparladı,çiçeklerini açtı ve de 20 tane de meyvesi var üzerinde.Sahibi gelip gidip bakıyor fakat almaya çekiniyor yine bozarsam diye.
Kışa kadar bizde durmasına karar verdik.Bir kaç çelik yapın dedi.Kasım ayında çelik alıp kendisini sahibine teslim edeceğiz.

Bizden haberler böyle.

Hepimize mutlu ve sağlıklı bir haftasonu geçirmemizi diliyorum.

8 Ekim 2010 Cuma

Doğal Mumlar ve Başka Şeyler....






Dün Öğle saatlerinde 4 tane Mum dökmüştüm toprak saksılara.Sabah erken gelen bir ziyaretçiye bir tanesini hediye ettim.Sonra da kalan 3 taneyi resimledim .Eşe dosta hediye olarak verilecek bunlar da zaten.Muma Mersin kokusunu çok yakıştırdım,o sebepten bunlar da Mersin kokuyorlar.

-Bülbül'ün marifetlerini temizledikten sonra girdim seraya.Baktım arkadaşlarımdan biri Bellis'leri şaşırtıyor.
Bellis Perennis Tasso bunlar.Çok güzel bir kış mevsimliğidir.Türkçe adı Ponpon Papatya.Hele Pembesini ben çok severim.Önceki resim şaşırtılmış kasa,sonraki ana kasa.
Bu mevsimlik çiçekler kaç kere elden geçerler işte böyle..
Önce o ana kasaya ekildiydi tohumlar.
Yaklaşık 1 ay sonra işte bu şaşırtma oluyor.
1 ay sonra da poşetlenecekler.Yani küçük fide torbalarına geçip müşterinin beğenisine sunulacaklar...:)
-Son resimde de Küstüm ve de bağladığı tohumlarını görüyorsunuz.
Küstüm mevsimlik bir bitki.Kasım gibi kuruyup ölecekler.Ölmeden evvel de tohum yapıyorlar işte böyle.Seneye de onların çocuklarını yetiştirebilelim diye...:)

Havalar soğudu ne güzel..
Soğuklardan şikayet etmeyeceğimi söylediydim.
Bugün biz seramızdaki 2 sobayı kurduk ve biri şu an yanıyor bile..
Serada kalorifer de var ama bu sobalar işte böyle Sonbahar ve İlkbaharda çok işe yarıyor.Arkadaşlar üşümüyor ve de Çay yapıyorlar,öğle yemeği soğumuş geldiğinde onu ısıtıyorlar.

Güzel bir kış olsun inşallah;gerek sağlık açısından gerek iş açısından herkese...

5 Ekim 2010 Salı

Trabzon Hurma'larım kurusun da büyüsün niiinniiii...




Sabah Samandıra'ya geldiğimde masamın üzerinde plastik bir kasa içinde Trabzon Hurma'ları buldum.Kimin gönderdiğini biliyorum.Bir tanıdığımın bahçesinden bunlar.
Geçen sene Meyvelitepe sayesinde tanışmıştım kurutulmuş Trabzon Hurma'ları ile.
Çok lezzetli idiler.Bakalım benim yapmaya çalıştığım da öyle güzel olacak mı?
Hurmalar kesinlikle market veya manavda satılanlardan olmayacak bir kere.
Onlar Karpit ile olgunlaştırılıyormuş.Dalından toplanacak ve de yumuşamadan önce toplanmalı imiş.
Kabukları soyulacak güzelce.
Saplarına ip bağlıyoruz.
Bir tencerede fokur fokur kaynayan suya ipinden tutup batırıyoruz ve yavaş yavaş 10 a kadar sayıp sonra kaynar sudan çıkarıyoruz.
Balkondaki ipe bağlıyoruz.Kurumalarını bekliyoruz.
Bakalım sonuç nasıl olacak.
Bir kere tadına baksanız kesinlikle çok seversiniz.

Gelişmelerden haber veririm.
İyi geceleer.